30 Mart 2016 Çarşamba

yeni yine yeniden



hanım kızımız bu eski püskü blogtan taşındı. 

içi dışı bundan çokta farklı olmayan deniziokuyorsun.blogspot.com'da yazıyor.









bi de şöle bişi var;

17 Kasım 2014 Pazartesi

PERDE!



bugüne kadar hikayeme renk katan herkese teşekkürler.

belki bir gün tekrar buluşuruz.


deniz'in kalemi
instagram ve twitter:
denizinkalemi

3 Mart 2014 Pazartesi

gözlükçüüüg

sevgili bloğum ve siz değerli okuyucuları;

tiyatroda işler hazirana kadar askıya alındı. biz de kızlarla hazirana kadar geçici işlere dağılmaya karar verdik. ah ah aslında nelere karar verdikte neyse bakalım.


geçici iş deyince ben ilk başta günlük işlere gideyim diye düşündüm. siz siz olun sakın googleda günlük iş diye aratmayın. amanın ne terbiyesiz şey onlar. 

annemi görmeye maşukiyeye gitmiştim. iş güç konuşuyorduk. bir zamanlar annemle alışveriş yaparken bir çikolata standında üniversiteden arkadaşım arzuyla karşılaşmıştık. annemin aklına arzu geldi. ona sor bakalım nasıl girmiş bu işlere diye. hemen faceden arzuya yolladım mesajı uzun uzun muhabbet ettik. cvler falan derken beni ajansına soktu. bu arada arzu artık işinde gücünde bir hatun :) demek ki ajans uğurlu bizimde tiyatroda işler açılacak ehehe :) 

GÜNCELLEME: insan kaynakları firması, ajans değil. 

ajans sayesinde iki kere bir internet sitesinin fotoğraf çekimlerine  gittim. efendime söyleyeyim manken soyup giydirme, ürünleri koliden çıkarma, asma ütüleme, tekrar paketleme gibi işleri yaptım yaklaşık 6-7 saat sürüyordu. güzel insanlar tanıdım. karşılıklı oldukça rahat anlaştık, rahat çalıştık. amma ve lakin. baktım bu gün gün iş yaparak olmayacak. ajanstan tolga beyle görüştüm. bir gözlük firmasında dönemsel bir iş ayarlayabilceğini söyledi. bir kaç gün sonra gözlük firması beni görüşmeye çağırdı. hafta başı işe başladım. veri girişi elemanıyım. gözlük reçetelerini sisteme giriyorum.

bugün işte 6.günümdü. ortam rahat sıcak. tamamen alıştım diyebiliriz. ilk başta insanları çok mesafeli olduğunu düşünsem de şuan herkesle samimiyim. hayatımda ilk kez masa bir işte çalışıyorum. boyun ağrısı, omuz ağrısı sahibi oldum :) 

sonuç itibariyle her gün 6da kalkıyorum. 8de iş başı yapıyorum, ve 5te ofisi terk ediyorum. sanırım hala vücudum bu tempoya alışamadı.

bunlar benim hep iyi günlerim ha.

9 Şubat 2014 Pazar

kim kiminle nerede ne yapıyor?

ağustostan beri..?




çocuk oyunumuz için aralığa kadar her hafta üç gün Bursadaydım.
kendime döndüm.
eylemlere katıldım.

spora başladım.
yetenek sınavına girip oyunculuk sertifikamı aldım.
üç sene sonra ilk kez yeni yılı kutladım.
doğum günlerine gittim.
çoğaldım.
sporu bıraktım.
kek yaptım.
bir sürü oyun kitabı bitirdim.
yeni kitaplar aldım.
macaronu keşfettim.
kedi sevdim, kedi öptüm, ilişkimizi ilerlettim.
günlük tuttum.
bilgisayarım bozuldu.
bir fotoğraf çekiminde işçilik yaptım.
yolda Mesut Süre ile karşılaştım.
hesap ödemeden mekandan çıktım.
yeni insanlar tanıdım.
blog yazamadığımı, fotoğraf çekemediğimi fark ettim.
örgü ördüm.

meditasyonla ilgilenmeye başladım.
limonlu su içmeye başladım.
topuklu ayakkabılarımı giydim.
piyangodan otuz yedi buçuk lira kazandım.
kan aldırdım.
döndüm.



*bloğun 100. yazısıdır.

8 Şubat 2014 Cumartesi

makyaj çantamda neler var?

Merhabalar J

Yaklaşık beş aylık bir aranın ardından geri döndüm. Bununla ilgili minnoş bir yazı yazacağım ama daha eğlenceli bir şeyle dönmek istedim.

Makyaj çantamda neler var?

Pazar gecesi abimle beraber canımız kanımız gavur İzmir’e gidiyoruz. Hem ananemizi görmek hem de turistik ufak bir gezi yapmak niyetindeyiz.

Dönüş tarihimiz kesinleşmiş değil ancak 3 gece kalmayı planlıyoruz. Bende sırt çantamı hazırlamış bulunmaktayım bu gezimiz için. Ancak konumuz makyaj çantam. Gezerken deli deli makyaj yapmayacağım için çok sade ve sırandan.

Ben çok sıkı bir youtube izleyicisiyimdir. Çanta karıştırma videolarına da ba-yı-lı-rım. Canım çekti bende yazayım bari dedim.

Dönüşüm hayırlı uğurlu ossuğn J




Makyaj çantam cliniqueden.

Annem yılbaşında bana bir makyaj seti almıştı, onlarla beraber geldi.

Bu aralar ne zaman bir yerlere kaçamak yapacak olsam elim bu çantaya gidiyor.

Şimdi bakalım içinde neler var?


1. Makyajı temizlemek, düzeltmek için ped ve çubuk pamuklar.
2. Seyahat kabına koyduğum bioderma sensibio h2o.

3. Beşli krem seyahat kabı. İçindekiler sırayla; loreal skin perfection serum, body shop vitamin e gece kremi, clinique göz çevresi kremi, bath and body works vücut kremi
4. Seyahat kabına yerleştirmeye üşenip kutusuyla aldığım body shop vitamin e gündüz kremi.
5. Hobby'nin zeytinyağı özlü el kremi. Bu aralar zeytinyağlı el kremlerine takmış durumdayım. Hobby'nin ki de fena sayılmaz.
6. Burt's Bees dudak kremi. Bu mangolu olanı harika kokuyor bence. Alalı üç gün oluyor sürekli kullanıyorum ancak henüz mucize yaratmadı. Sanırım fazla abartılmış bir ürün.
7. Katlanabilir aynalı, tarak. Saçlarım uzun fakat ince telli oldukları için bu taraklar benim için harika.
8. 8x4 unity koltuk altı deodorantı. Temiz güzel kokuyor. Keşke milletimiz deodorant kullanımına gereken özeni gösterse!
9. Estee Lauder Brasil Dream parfüm.
10. i love stage göz farı bazı. Far sürmediğim günlerde de göz kapağımın rengini eşitlemek için kullanıyorum. üstüne kalem çekip, rimel sürüp kendimi dışarı attığım doğrudur.
11. Avon super shock rimel. Favori rimelim. Uzunluk ve yoğunluk arayanlara. Beş üzerinden değerlendirirsek uzunluk üç, yoğunluk beş.
12. Flormar siyah göz kalemi.
13. Emily dudak kalemi. 204 numara. Ayrıntılı yazısı için tık.tık..
14. Yves Rocher allık. 21 numara.

15. Avon açılı allık fırçası.
16. Bath and body works dudak parlatıcısı.
17. Kalyon tırnak ve tırnak eti bakım yağı.
18. Golden Rose 64 numara oje.
19. Dört yüzeyli törpü.
20. Kağıt törpü.
21. Tırnak makası.
22. Tırnak eti itici.
23. Göz kalemi için kalemtraş. Ucu yuvarlanmış kalemlerle göze kalem çekmekten nefret ederim.
24. Cımbız.
25. Yüzük.
26. Lastik, mandal ve tel toka.

İzmirde bana arkadaşlık edecek makyaj çantasının içinde bunlar var. Siz neleri yanınızdan eksik etmezdiniz? Sevgiler :*

19 Ağustos 2013 Pazartesi

çocuk oyunu


Akademideki işleri bilenler bilir. Yetenek patlaması olmadığımı öğrenmemle benim patlamam bir olmuştu. Akademi bitti, sertifika için yetenek sınavlarını bekliyorum, bir yandan da “La bu tiyatro işi de olmayacak, neyin ucundan tuttursam? Parayı vursam?” diye hayaller peşinde koşuştururken facebookumda bir mesaj. Çağrı merkezinden bir arkadaşım telefonunu yazmış ve onu aramamı istemiş. Merak ettim görür, görmez aradım. Arkadan neredeyse fırtına sesi geliyordu. Yağmura yakalanmış sokakta, konuşamadık. Aradan bir iki hafta geçti o beni aradı görüşelim dedik ancak ben bir süreliğine annemlerin yanına gidecektim, buluşamadık. Maşukiyeden dönmeden bir gün önce aradı ve biz ertesi günü buluşmaya karar verdik. Yanında da benim liseden arkadaşım Kübra gelecekti. Kübra ve Gülşah üniversitede tiyatro bölümünü okumuşlar ve aynı evde kalıyorlarmış. Pofidik bir üçlü buluşma yaptık. Kadıköyde Piraye kafeye gittik. Çay, çorba, sohbet, muhabbet derken ikisi bir göz göze geldi, Kübra ben konuya giriyorum dedi ve bir çocuk oyunu çıkarmak istediklerini benimde onlarla oynayıp oynayamayacağımı sordular.

DA DA DA DAAAAN!

Kısmetin nereden çıkacağı hiç belli olmuyor canlar. Ekmek kapısı işte bak J Hemen atladım hiç düşünmedim. Hiiç bir işim yok oynarım dedim.

Akademide neredeyse hiçbir şey öğretmemişler onu fark ettim onlarla çalışırken. Resmen onlarla sil baştan yaptım. Bir sürü prova yaptık şimdiye kadar. O kadar keyif alıyorum ki çalışmalarımızdan anlatamam.

Oyunu, müziği, kostümü her şeyi her şeyi yaptılar. Bir kere beni eğittiler J ehehe Şimdi alınması gereken belgeler, şunlar bunlar var. Kısmetse önümüzdeki okul döneminde gençleri coşturacağız J

Bu arada kamerasını bize ödünç verebilecek biri var mı?


Sevgiler.

18 Ağustos 2013 Pazar

Günes Savascıları

Bikini : Koton

Henüz Kaş tatiline nasıl dahil olduğumu yazmadım ama biran önce tatilde kullandığım güneş koruyucu ve bronzlaşmama yardımcı ürünlerden bahsetmek istedim. Yaz henüz bitmedi belki tatile gideceklere bir fikir verir.

1) Panama Jack Faces 90ml; Panama Jack markası bildiğim kadarıyla Gratise özel markalardan. Geçen sene bronzlaştırıcısından memnun kalınca bu sene güneş kremini almaya karar verdim. Aldığım bu ürün yalnızca yüz için.Y UVA ve UVB ışınlarına karşı 30+ koruma faktörü içeriyor. üzde yağlı bir his bırakmıyor ve çabuk emiliyor bu artı bir özellik bence. Parıl parıl surat pek hoşuma gitmiyor çünkü.  Benim yüzümde hafif yanma hissi yarattı. Bu yüzden kalanını kullanmayacağım. Cilde göre farklılık gösterebileceği için kötüleyemem. Kokusu klasik güneş kremi kokularından çok farklı. Jelibon gibi kokuyor.

2) Panama Jack Dark Tanning Oil 237ml; Bu bronzlaştırıcı yağ 4 koruma faktörü içeriyor. Hiç yoktan iyidir değil mi? J Bu ürünü 2011 yılında aldım. Kokusunda ve yapısında herhangi bir bozulma olmadı. Gayet memnun bir şekilde kullanıyorum. Dibinde iki parmak kaldı kısmetse seneye bitirebileceğim. Bol bol kullanmama rağmen oldukça bereketli çıktı. Çiçek gibi kokuyor.

3) Kakao Yağı Marmara 35gr; Bu ürünü geçen yıl Watsonstan almıştım. Vücuttaki çatlaklara ve selülitlere iyi geldiğini duymuştum. Tüm kış bacağıma masaj yaparak uyguladım. Hiçbir sonuç alamadım. Ya çok kilo alıp verdiğim için nötrlendi, ya da yanlış uyguladım. Ben de tatilde yanıma aldım bronzlaşmama yardımcı olsun diye. Genelde vücutta bronzlaşması en zor bölgelere yani kol ve bacak içlerine uyguladım. Sonuç başarılı. Söylememe gerek var mı bilmiyorum mükemmel kokuyor. Yememek için zor tutuyorum kendimi J

4) Garnier Ambre Solaire Güneş Sonrası Nemlendirici Sprey 200ml; Benim cildim tatilde deniz suyu ve güneşin etkisiyle duştan sonra gerim gerim gerilir. Bu yüzden her hangi bir vücut kremi kullanmadan önce güneş sonrası nemlendiricilerine ihtiyaç duyuyorum. Bundan önce Shiseidonun güneş sonrası bakım ürününü kullanmıştım. Hem pahalı hem de şişesi kocaman olduğu için pratik bir şey almak istedim. Arkadaşım Garnieri önerdi ve çok memnun kaldım. Kokusu temiz ve çiçeksi.

Ben yaptım siz yapmayın:
Yüz için aldığım ürünü tüm vücudumda kullandım. Yüze kullanıldığı için en iyi korumayı sağlar dedim. Büyük bir yanlışmış. Sonuçta aldığım ürün yağsız ve kolay emilir bir üründü. Bu yüzden vücudum bir anda kıpkırmızı oldu. Siz siz olun vücudunuz için mutlaka yağlı koyu kıvamlı bir ürün tercih edin.

Her sene güneş ışınlarının belli saatler haricinde vücuda ne kadar zarar verdiğiyle ilgili yazılar okuyorum. Ama tatilden kapkara dönüyorum. Özellikle güneşlenmiyorum denizde yanıyorum ben. Gerçekten!

Güneşin zararlı ışınlarından uzak kalmanız dileğiyle iyi tatiller J


Hep ürün yazılarım hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyorum. 
Sıkıcı mı buluyorsunuz? 
Yoksa açıklayıcı ve akıcı mı?
Bununla ilgili ufak bir yorum bırakırsanız çok sevinirim J

17 Ağustos 2013 Cumartesi

okuyamıyorum



Bu kitap yığının hepsini okudum diyebilsem keşke. Bu yığın benim uzun zamandır başlayıp başlayıp yarım bıraktığım kitapların sadece bir kısmı. Masamı deşelesem bir bu kadar daha çıkarabilirim.

Ben kitap okumaktan büyük keyif alan biriydim. Hatta beni yazmaya iten, kitaba olan sevgimdir. Ne yazık ki uzun zamandır sadece yarım bırakıyorum.

Sorunun derinine indim.

2010 yılında Remzi’de çalışmaya başladığımdan beri ben doğru düzgün kitap okuyamaz olmuşum. Çalışırken kıyıda köşede, çekmece içlerinde kitaplar bitirdim evet ama evde, tatilde özellikle de işi bıraktıktan sonra kitap bitiremedim ben. Kitapçıda çalışan herkes mi böyle oluyor acaba? İş fobisi mi bu?

Sanmayın bu yığındaki kitapların bir iki sayfasını okuyup bırakıyorum. Hepsinin en az elli sayfası okunmuş. Şimdide kaldığım yerden başlayamıyorum işte. Hayal meyal hatırlıyorum çünkü başa sarınca da sıkıcı oluyor elim gitmiyor.

Kendime yasak koymuştum. Bir kitap bitmeden bir yenisi alınmayacak. Akademiye başlamamla beraber yasağı delmem bir oldu. Tiyatro kitapları almaya başladım bu kez. Mesela Macbeth. Kendi rolümün olduğu yere kadar okuyup bırakmışım. Sevmedim de bıraktım diyeceğim. Yok değil. Hepsi güzel okunası kitaplar. Sorun vallahi bende.

Ne okusam, nereden başlasam da kitaplarla aramı düzeltsem? Nasıl özeniyorum kitaplarla ilgili bloglara baktıkça. Yazar ayları yapılıyor, katılamıyorum. Sırf bu yeni huyum yüzünden. Başlar bırakırım, rezil olurum millete diye. Şimdi herkese itiraf etmiş oldum.

Bir tür bunalım bu!

Var mı kitaplarla aramı düzeltecek bir tavsiyeniz. Yorumlarınızı bekliyorum J

Yazan: Kitap okuyamayan kız (Eskiden okurdu ama)




Sevgiler.


1999 / 17 agustos


 Dokuz yaşında depremi yerinde, Adapazarın'da yaşamış biri olarak 17 Ağustos 1999 depreminde yaşamını yitirmiş olanları saygıyla anıyor, ailelerini, yakınlarını, dostlarını, arkadaşlarını kaybetmiş olanlara tekrar tekrar başsağlığı diliyorum.

Çürük binaları yapmış, insanların hayatını bu kadar ucuz gören müteahhitlere, buna göz yuman tüm insancıklara lanet ediyorum.

16 Ağustos 2013 Cuma

en iyi patrona veda

Hızlı bir şekilde başlayan çağrı merkezi kariyerim aynı hızda son buldu.


Bildiğiniz gibi bir yardım vakfının işlerini yapan çağrı merkezindeydim. Bir nevi modern dilencilik. Vakıfla bir şekilde münasebeti olmuş kişileri arayıp düzenli bağışçı yapmaya çalışıyor veya mevcut bağışçıların bağış miktarlarını arttırmaya çalışıyor bunun üzerinden de prim alıyorduk.

Diğer yazımda da dediğim gibi patron lokum. Biz ofise gidince masamızı, ışığımızı her şeyi hazır ederdi. Kalemimize kadar ilgilenirdi. Memleketine (isveç) gittiğinde bize çeşit çeşit çikolatalar getirmişti. Tabi ben ebedi diyetteyim çok yiyememiştim J Biz çalışırken bitki çayları hazırlar getirir bırakırdı masamıza. Egosuz, anlayışlı, sonuç odaklı on numara patrondu. Sanırım bir daha böyle bir patronum olmaz.

Peki derdin ne Deniz? Neden ayrıldın işten?

Akademinin yetenek sınavına nasıl hazırlanacağım? Hadi hadi kendimi kandırmayayım. Her gün aynı metni okumaktan, bağışçılarla aynı şeyleri konuşmaktan çok sıkıldım. Sanki her gün birbirinin aynısı. Bir iki kez de ters adamlarla konuşunca tuz biber oldu ve bana ayrılan sürenin sonuna geldik.

İstifa etmeden önce aklımdaki tek şey "Philippe için zorluk çıkar mı acaba"ydı. Ama erteledikçe ayrılmak daha da zorlaşacaktı.

İstifamı söylediğimde Philippe üzüldü, valla üzüldü, anladım yüzünden. Kendimi övmek olmasın ama hem sorumluluk sahibi hem de güvenilir bir çalışanımdır. Vedalaşırken istediğimde geri dönebileceğimi, kapılarının açık olduğunu söyledi. Ne yalan söyleyeyim çok hoşuma gitti J

Kitapçı işinden sonra çağrı merkezi sayfasını da kapatmış oldum böylece.


Sevgiler.


Çalışırken beni izleyen kedi ehehe 

*iş ahlakı gereği fotoğraflar abidik bir şekilde tarafımca sansürlenmiştir.

15 Ağustos 2013 Perşembe

döndüm

Uzun zamandır yazmıyorum ama döndüm artık J Yazacak o kadar şey oldu ki, nereden başlayacağımı bilememem de bu kadar zaman yazamama sebep oldu.

Konu başlıklarımız;

Çalıştığım çağrı merkezinden ayrıldım.
Arkadaşlarımdan yazdıkları çocuk oyununda oynamam için teklif aldım.,
Süper bir şekilde bir Kaş tatiline dahil oldum.


Kısacık cümlelere indirgesem de benim için hepsi koca koca olaylar.
 Hepsini sırayla yazacağım.
Beni okumaya devam edin anacım J ehe
Sevgiler.

Fotoğraf tatilden J

Tişört: Mudo
Kot şort: Mudo
Ayakkabı: Superga
Gözlük: Atlas pasajından
Saç Bandı: Bakırköy Pazarı

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Surabaya Virüsü



Yanlış hatırlamıyorsam 21 Haziranda tanıştım Surabaya virüsü ile. Normal koşullarda bilgisayarımı açtığımda karşıma parola ekranı çıkar. Bu kez öyle olmadı. Fotoğraftaki ekranla karşılaştım. İngilizce kısmı okudum da geri kalan kısım sanki rastgele yazılmış gibiydi. Entera bastım, parolamı girdim, bilgisayarım açıldı. Görünürde hiçbir sorun yoktu. Yavaşlama falanda yoktu. İnternetten araştırmaya başladım.

Öncelikle ekrana çıkan yazında rastgele dediğim kısımlar Malezya diliyle yazılmış bir şiirmiş. Baya sempatik bir virüs aslına bakarsanız
J Doğum günü olduğunu, yalnız olduğunu bu mesajı bilgisayarıma yollayıp arkadaş olmak istediğini ona şarkı hediye edersem ve konuşursam kendiliğinden beni terk edeceğini söylüyormuş. Pis yalancı J

Virüs usb bellek aracılığıyla bilgisayarla bulaşıyor ve tüm dosyalara sızıyormuş. Asıl amacı nedir bilmiyorum. Arkadaş olmak istemediği kesin ama.

Nasıl kurtulsam?

Bilgisayara oyun kurabilenlere bile bilim adamı gözüyle bakan ben bir virüsle nasıl savaşacaktım? İnternette öyle karmaşık şeyler yazıyordu ki benim için anlamam, yapmam imkansız. Edizle konuştum o da telefondan bana anlatarak yapamayacağımızı söyledi. Format atarız falan dedi ama ben hemen bitsin gitsin istiyordum. Google’ın bana sunduğu imkanlar dahilinde araştırıp durdum. Sonunda aradığımı buldum.

Sistem geri yükleme!

Benim nasıl aklıma gelmedi. Bilgisayarı iki gün geri aldım ve kurtuldum. Tabi ki tam anlamıyla silinmemiştir. Yani bilemiyorum ama ben bilgisayarı açarken kimse bana şiir yazmıyor artık
J

Surabaya virüsüne karşı sistem geri yükleme aklınızda bulunsun dahası için google yolları taştan J


Sevgiler.

DİP NOT:
Surabaya, Endonezya'nın en büyük ikinci şehri ve Doğu Cava bölgesinin başkentidir.




8 Temmuz 2013 Pazartesi

Emily Dudak Kalemleri


Bu aralar sıkça kullandığım iki adet dudak kaleminden bahsetmek istiyorum size J Pastel tonlarda rujlar moda olduğundan beri çok hoşuma gidiyorlar. Ancak istediğim tonda bir ruj bulamamıştım kendime. Bulduğumda da çok pahalı gelmiş, paraya kıyamamıştım.

Emily’nin bende şeker pembe bir dudak kalemi vardı. Yine istediğim tonda bir ruj bulamadığım zaman imdadıma yetişmişti
J  ve çok memnun kalmıştım. Geçen Gratisteyken gözüm Emily kalemlerin olduğu yere takıldı. İçlerinden fotoğraflardaki iki rengi aldım. Yine çok memnunum. Rujla pek aram yoktur ama alalı iki üç hafta oldu ve ne zaman dışarı çıkacak olsam sürüyorum. Yazmaya, paylaşmaya değer diye düşündüm. Henüz Emily dudak kalemleriyle tanışmadıysanız şiddetle öneririm.


Öncelikle yapıları ne çok sert ne çok yumuşak, tam kıvamında ve sürümü çok rahat. 36 ay ömürleri var. Her hangi bir kokuları veya tatları yok. Akma kokma yapmıyorlar. Matlar. Fiyatı da yanlış hatırlamıyorsam 2 veya 2 buçuk liraydı.

Ben dudağımı öncelikle bu kalemlerle boyayıp daha sonra üstüne bir dudak nemlendiricisi veya parlatıcı sürüp kullanıyorum. Bazen tek tek, bazen ikisini karıştırarak kullanıyorum ehehe.

Şu an seviyeli bir birlikteliğimiz var J

Sevgiler.

D
İP NOT: Fotoğrafları flaşsız ve gün ışığında çektim.

Madem rujdan, dudaktan bahsettik o zaman 1973 yılında kurulan KISS grubunun 1979 yılında çıkardığı DYNASTY albümünün hitlerinden I WAS MADE FOR LOVİNG YOU parçası tüm okuyucularıma gelsin J


Nirdesing?

Uzun zamandır elle tutulur bir yazı yazmadım. Yeni iş, direniş, sıcaklar şu bu derken Deniz yazmayı unuttu. Şimdi buzlu yeşil çayını yudumlayarak bu yazıyı yazıyor J

Aslında geçen hafta çok yazasım vardı. Ancak sağ bileğimdeki abuk ağrı yüzünden sağ elim 5-6 gün çevrimdışıydı. Aslında ağrım hala geçmiş değil. Nedir benim bu bilek ağrım anlayamıyorum ki. İki ayda bir burkulmayla damar damar üstüne binmiş gibi karışık bir ağrı mutlaka ziyaretime geliyor. Hayırlara gitsin.

İşin gücün arasında bir de havuz kaçamağı yapma fırsatı buldum Eka sayesinde. Eka askeriyenin yerlerine girebiliyor ve yanında misafir götürebiliyormuş, beni davet etti ve bende bu vesileyle sezonu açmış bulundum. Fenerbahçe de ki yere gittik. Kocaman bir havuzu varmış. Askeriyenin yeri deyip geçme tatil köyü gibi. Tertemiz ve düzenli bir yer. Ekayla sabahtan gitmiştik. Şansımıza hava geç açtı. Bizde şezlonglara yatıp muhabbet ettik. Sonunda güneş açtı. Biraz yüzdük biraz güneşlendik ve evlerimize döndük.
Nasıl formdan düşmüşüm anlatamam halbuki yürüyüş falan yapıyorum ama yalanmış meğer. Koca havuzu sanırım olimpik diyebiliriz. Baştan sona yüzebilmek için ki kere mola vermem gerekti. Ama çok eğlendik çok güldük
J

Şu an çamaşır makinesi durdu. Ben gideyim çamaşırlarımı asayım J Asıl ütü yapmam lazım ama hava çok sıcak.

Bu arada geçen babam geldiğinde evin pencerelerine sineklik taktırdık, nasıl mutluyum. Çünkü ne zaman pencereyi açsam eve tuhaf arılar, başparmağım kadar sinekler giriyordu. Elimde böcek ilacı, çığlık ata ata evde koşuşturuyordum. Ben onun kaç katıyım, evet biliyorum, ama korkuyorum işte. Bu yüzden evde hiç pencere açmıyor, neredeyse yirmi dört saat klima çalıştırıyordum. İflasın eşiğine geldim tabi ilk ayda, elektrik faturasını görünce. Şimdi pek mesudum oh mis! Sineklik canmış J

Sevgiler...

mis gibi bir direniş şarkısı



1 Temmuz 2013 Pazartesi

bloglovin bilmecesi?

Allah biliyor ya hiç anlamadım şu google reader kapanıyor bloglovin şeapalım olayını. Neyse. Çağın gerisinde kalmamak adına bir şeyler yapmaya çalıştım. 

Otuz yedi takipçim var hepsi benim canım :)

Güncel olarak okunuyor muyum bilmiyorum ama okuyan, yorum bırakan, paylaşan, herkese çok teşekkür ederim.

Eğer Deniz'in Kalemiyle ciddi düşünüyorsanız bloglovine de beklerim :) ehehe

30 Haziran 2013 Pazar

Memnun Degilim #2

Başlayıp bir daha el sürmediğim bir seri ile suskunluğumu bozmaya karar verdim. Yazacak çok şey var aslında ama hazırda fotoğrafı çekili olanlardan birinin yazısını yazmayı tercih ettim.

Ürünümüz : Epilette


Paranızı alıp tuvalete atın ve sifonu çekin. Evet, bir epilette sahibi oldunuz demektir. Çünkü ürün çöp. Örneğin kolunuzun üzerinde dairesel bir şekilde uyguladığınızda tüylerinizi dökmesi lazım ama derinizi soymaktan başka bir işe yaramıyor. 


Ürünü Gratisten almıştım. İç Erenköy şubesine geri götürdüm. Ürünü gösterdim, onlarında kendilerine uygulamalarını söyledim, onlarda denedi ve sonuç sıfır. Fişiyle beraber ürünü uzattım ve işe yaramadığı için değiştirmek istediğimi söyledim. Para iadesi istemedim, sadece başka bir şey almak istiyordum işe yaramıyor bu, ne yapayım yani! Kesinlikle böyle bir şeyin mümkün olmadığını, ürünün artık açılmış olduğunu söylediler!


Keşke içime doğsaydı ürünün çöp olduğu da bende paramı sokağa atmasaydım!

Yanlış hatırlamıyorsam 17-18 lira civarıydı fiyatı. Alalı baya oldu fiş miş kalmadı tabi. Fotoğrafını çekip salladım ürünü bir yerlere. Gözümün önünde oldukça sinirim bozuluyor.


Ürün Fransadan ithal. İthalatçı firmanın adı Kozmetika Kozmetik aklınızda bulunsun.

kendi reklamını yapan blog


1 Haziran 2013 Cumartesi

#direngeziparki


TAKSİMDE İNSANLIK SUÇU İŞLERNİYOR


SESSİZ KALMAYIN

MEDYA UYUYOR
BASIN ARTIK HALKTIR
DOĞRULARI SOSYAL MEDYADAN ÖĞRENİN VE YAYIN




27 Mayıs 2013 Pazartesi

pazarın ertesi




Bu sabah yediye doğru kendi kendime kalktım. Baya mutlu uyandım maşallah. Tersliğim, üşengeçliğim üstümde reglim yaklaşıyor da asiyim biraz J


Çok cici bir kahvaltı hazırladım kendime. Fotoğraftaki başka bir gün ki kahvaltım ama bugünkünü çekmeyi unutmuşum. Bir makinede çamaşır attım oh mis. Bulaşıklarımı yıkadım. Kahvemi yaptım oturdum bu yazıyı yazıyorum. On birde evden çıkacağım, on ikide iş başlıyor. Dörtte özgürlüğüme kavuşacağım tekrar. Herkese mükemmel bir hafta diliyorum.




Bugün benim bebeklik arkadaşımın doğum günü. 

26 Mayıs 2013 Pazar

Bitirdigim Ürünler #4

En son bitirdiğim ürünler yazısı mart ayında kalmış. Üç beş bir şey bitirdim yine kendimce, fikirlerimi paylaşmak ister gönlüm. Çok ilgi çekici şeyler yok ama umarım keyifle okursunuz J


1)Avon Waterfall Duş Jeli 750ml; Ferah, temiz bir kokusu var. Güzel köpürüyor. İndirimdeyken avon duş jellerini stokluyorum. Böylece uygun fiyata güzel köpüren mis gibi duş jellerim oluyor. Tavsiye ederim.


2)Elseve Argenine Direnç Şampuan 650ml; Hiç memnun kalmadım. Sözde dökülme karşıtı. Özellikler bu serinin kremleri felaket! Saç kremleri her zaman dökülme yapar ama resmen elsevinkiler kel bıraktı. Seveni çok var bu serinin, ben de youtuberlardan görüp denemek istemiştim. Bana hiç yaramadı. Henüz kremlerini bitiremedim. Atmakta istemiyorum, kullanmakta. Kokusu güzel, ben birazcık elmaya benzetiyorum hafif ama J


3)The Body Shop Love ETC. Parfüm 30ml; Çok severek kullandım. Bence bir kış kokusu ve kışın tekrar alacağım. Hafif, ferah bir koku değil ama güzel J Nasıl anlatılabilir ki parfüm. Arkadaşlarımdan hep iltifat aldım bu parfümü sıktığımda. Geçen ocakta almışım ben bu parfümü buradan bakabilirsiniz. Üç yıl saklama ömrü varmış. Hiç ağırlaşmadan bitirdim ben.

4)Yves Rocher Roll-On 50ml; Bendeki yeşil çay kokanı bunun duş jelini de bitirdim. Harika kokuyorlar. İçeriğini araştırmadım. Alüminyum yoksa tekrar alınabilir. Dikkat etmeliyiz aslında. Meme kanseri riskini arttırıyor. Ömrü altı aymış bu arada. Zaten önce bitiyor. Her gün kullanıyoruz değil mi canlar? Yoksa sizde o leş metrobüs teyzelerinden mi şikâyetçisiniz canımsınız.


5)Flormar Göz Makyajı Temizleyici 150ml; Tabi ki her yağlı temizleyici gibi bu da harika çıkarıyor. Bunu kullandıktan sonra yağlı ürünleri sevmediğimi hatırladım tekrar. Biodermalar benim için hala çok pahalılar. İnternetten de alışveriş yapmıyorum ben o yüzden bir bioderma edinmem zor. Su şeklinde bir göz temizleyici arayışındayım. Önerisi olan varsa yazabilir mi?

6)Listerine Zero 250ml; Canım gargaram. Eğer önceki bitirdiğim ürünlerim yazılarımı okuduysanız hepsinde görmüşsünüz bu gargarayı. Aşığım. Tabi ki yine alacağım J


7)Cettua 1 Minute Spa Cleansing Mask 6 Kapsül; Hep duşta uyguladım. Kapsülün içinde peelig jeli tarzında iri tanecikli bir jel çıkıyor. Yüzünüze sürdüğünüz anda ısınmaya başlıyor. Kutuda yalnızca bir dakika tutmanız gerektiği yazıyordu, bende öyle yaptım. Isındığı için fazla tutmanın zarar verebileceğini düşündüm. Güzel kokuyor, temizliyor, cildi yumuşatıyor. Ama duştan çıktıktan sonra cilt gerilmeye başlıyor. Sonra nemlendiricinizi kullanmanızı öneririm.


8)Yeniden Canlandırıcı Göz Maskesi; Bu ürünü gratisten aldım. Sanırım fiyatı da üç veya dört liraydı. İçeriğinde üzüm ve gingeng varmış. Bunu kullanmadan önce paketle beraber on dakika buzdolabında bekletiyorsunuz. Sonra açıp gözaltınızda on beş dakika bekletiyorsunuz. Ben sevdim soğuk soğuk rahatlatıyor. Dehşet süper gözaltlarına sahip olmuyorsunuz tabi ki ama denenebilir.

9)L’action Saç Maskesi; Bu ürünü de gratisten aldım. Daha önceden hiç yazmadım çünkü banyodan sonra çöpe atıyordum paketi unutup atıyordum paketini ikinci kısmı oluyordu elimde yalnızca o zamanda yazmak istemiyordum. Bu sefer unutmadım J İki kısımdan oluşuyor bu maske. Birincisini uygulayıp duruluyorsunuz. İçeriği zeytin yapraklarından elde ediliyormuş. Zaten zeytinyağı gibi kokuyor. İkinci kısmı da banyodan çıktıktan sonra nemli saça uygulayıp kurutmaya başlıyorsunuz. Benim saçlarımı yumuşacık ve parlak yapıyor. Ayda bir kere uyguluyorum aslında iki de olabilir. Memnunum J Bu arada kuruttuktan sonra saçınızda koku bırakmıyor.





10)Veet Hazır Ağda Bantları; Bir önce ki yazımda da dediğim gibi ben bu bantları çok pratik buluyorum. Kırmızı paketlisi daha güzel kokuyordu ama ağda sonuçta pekte önemli değil kokusu. En sevdiğim marka veet diğerlerini adi buluyorum.




11)Yves Rocher Sexy Pulp Maskara 9ml; Bayıldım. Tam benim istediğim gibi uzunluk değil yoğunluk, dolgunluk veriyor. Son zamanlarda biraz topaklanma yapıyordu ama dibini gördüğüm için sanırım. Yoksa çok memnunum. Şu an elimde iki rimel daha var bitince tekrar alacağım. Fiyatı otuz küsür civarıydı.

12)Flormar Siyah Göz Kalemi 2 adet; Gayet memnunum. Akma kokma yapmadı hiç. Biri evde diğeri hep makyaj çantamda olurdu. Biri yazılmayı beklerken diğerini de bitirdim. Tekrar alacağım hem uygun hem kaliteli. Bıd kadar kaldılar. Artık kalemtraşın içinde kalır diye açmıyorum. Abartmayayım yani J


13)Alix Avien Makyaj Temizleme Mendili 2 adet; Kokusunu da mendili de beğenmedim. Mendil bana çok sert geldi. Annem yeni açılan bir yerden indirimde diye iki tane almış. Sevmedik.

14)Pamuklar; Benri’nin pamuğu kenarı dikişli gibi olanlardan normal güzel pamuk işte. Lux kulak pamuğu da güzel dağılmıyor etmiyor. Ben genelde göz makyajımı düzeltmek için kullanıyorum zaten.



15) Akat Saç Köpüğü 400ml; İstemeyerek atmak zorundayım. Çünkü yere düşürdüm ve köpüğü çıkaran kısım kırıldı. Şu an hiçbir şekilde köpüğü çıkarmıyorum. Gayet memnundum ve kuaförümden satın almıştım. Bir çözüm önerisi olan var mı ağız kısmı için. Varsa yorum bırakırsanız sevinirim L




Haydi bakalım plastikler plastik, kağıtlar kağıt çöpüne J Bir bitirdiğim ürünlerin daha sonuna geldik. Önerilerinizi ve yorumlarını bekliyorum. Tecrübelerinizden bende yararlanmak isterim. Cansınız. Sevgiler.


DİĞER "BİTİRDİĞİM ÜRÜNLER" YAZILARI İÇİN BURAYA TIKTIK